top of page
Image by Bernard Hermant
Damla Kankaya.jpg

Damla Kankaya

Uzman Klinik Psikolog

0 212 273 10 32

Email:
İstanbul Şube :

19 Mayıs Mah. Aytekin Kotil Caddesi Özpolat Sit. Kamelya Blk. No:14 D:4 Şişli / Mecidiyeköy (Cevahir AVM Sinema Çıkışı Yanı)

0 (545) 977 60 58

Antalya Şube :

Altınkum Mahallesi Atatürk Bulvarı No 253 Naci Baydur Demiral Apt: Kat 1 Daire 3 Konyaaltı

(Kral Künefe üstü)

0544 448 87 74

İletişim :
  • White Instagram Icon
  • White Facebook Icon
  • White Twitter Icon
  • White LinkedIn Icon
  • YouTube - Beyaz Çember

Damla Kankaya Kimdir?

Uzm. Psk. Damla KANKAYA, Almanya doğmuştur. Lisans öncesi eğitimini (ilk, orta ve lise) Nürnberg'de tamamlamıştır. Ardından başlamış olduğu Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümünden "Onur Öğrencisi" olarak mezun olmuş ve Psk. unvanı almıştır. Üniversite eğitimi süresince birçok ulusal kongre ve üniversite seminerlerine katılım göstermiştir. Birçok sosyal sorumluluk projesinde ve Beykent Üniversitesi Psikoloji Klübün'nde asil üye olarak  aktif görev yapmıştır. Ve Lisans eğitimi sırasında, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Sana Klinik Hastanesi (Almanya) stajyer psikolog olarak birçok kurum ve hastanede staj yapmış ve kendini geliştirmeyi hedeflemiştir.

 

Mezuniyetini takiben aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimine başlamış ve "Klinik Psikolog" olarak  yüksek lisans derecesini tamamlamış ve "Evli bireylerde Cinsel Doyum Ve Aldatma Eğiliminin İlişkisi" adlı tez çalışmasını yayınlamıştır. 2014 yılında Özel Olimpos Hastanesi- Antalya'da Psikolog olarak görev yapmıştır.

 

Ayrıca lisans eğitimi esnasında, Goodenough Harris Bir İnsan Çiz Testi, Bender Gestalt Görsel Motor Algılama Testi, Luisa Duss Psikanalitik Öykü Tamamlama Testi, Peabody Resim- Kelime Testi, Metropolitan Okul Olgunluğu Testi, Kent E.G.Y Testi, Catel 2A Zeka Testi, Cinsel Terapi Eğitimi, MMPI, WISC-R, BDT Eğitimi (Prof. Dr. Hakan TÜRKÇAPAR) , Temel Hipnoz ve İleri Hipnoz Eğitimi (Dr.Mehmet KARAV),Rorschach Eğitimi (Prof. Dr. Kadir ÖZER) ve Aile ve Çift Terapisi Eğitimlerini tamamlamıştır.

 

Uzm. Psk. Damla KANKAYA, birçok sertifikasyon ve eğitim programına katılmıştır ve kendini halen geliştirmeyi hedeflemektedir. İyi derecede Almanca, İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

 

Kurucusu olduğu PsikoTerap-İST Eğitim ve Danışmanlık Merkezi’nde yetişkinlere yönelik; Bireysel, Cinsel, Aile ve Çift Terapileri alanlarında danışanlarına hizmet vermekte olan Uzm. Psk. Damla KANKAYA, Türk Psikologlar Derneği (TPD) üyesidir.

ÇALIŞMA ALANLARI

SKILLS
Noktalı gösterilmiş fon
  • Yas (Matem)

  • Sertleşme Problemi

  • Ruhsal Bunalım

  • Psikolojik Bozukluk

  • Paranoid Kişilik Bozukluğu

  • Panik Bozukluğu

  • Özgüven Sorunu (Kendine Güven Sorunu)

  • Özgül Fobi

  • Ölüm Ve Yas

  • Narsistik Kişilik Bozukluğu

  • Motivasyon Eksikliği

  • Manik Depresif Bozukluk

  • Majör Depresif Bozukluk

  • Konversiyon Bozukluğu

  • Kaygı

  • Kabus Bozukluğu

  • İnternet Bağımlılığı

  • Sınav Kaygısı

  • Sinir Bozukluğu

  • Vücut (Beden) Disformik Bozukluğu

  • Vajinismus (Vajinusmus)

  • Uykusuzluk

  • Uyku Bozukluğu ve uyurgezerlik

  • Unipolar Depresyon

  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu

  • Travma

  • Takıntı

  • Taciz-İhmal

  • Şizotipal Kişilik Bozukluğu

  • Şizofreni

  • Stres

  • Sosyal Fobi

  • Somatoform Bozukluk

  • Somatizasyon Bozukluğu

  • Sinir Hastalığı

  • İlişki Problemleri

  • İletişim Problemleri

  • İktidarsızlık

  • Fobiler

  • Madde Bağımlılıkları

  • Kadın-Erkek Cinselliği

  • Yeme Bozuklukları

  • Panik Atak

  • Depresyon

  • Aile Terapisi

  • Vajinusmus Tedavisi

  • Kişilik Bozuklukları

  • Obsesif Kompulsif Bozukluk

  • Cinsel İşlev Bozuklukları

  • Anksiyete Bozuklukları

  • Genel Psikoloji

  • Cinsel Terapi

  • Bireysel Terapi

  • Evlilik(Çift) Terapisi

  • Hamilelik Psikolojisi

  • Agorafobi

  • Histrionik Kişilik Bozukluğu

  • Hipokondriazis

  • Evlilik Problemleri

  • Erken Boşalma

  • Ereksiyon Sorunu

  • Dürtü Kontrol Bozukluğu

  • Duygu Durum Bozuklukları

  • Distimik Bozukluk

  • Davranış Bozuklukları

  • Bulimia Nervoza

  • Borderline Kişilik Bozukluğu

  • Bipolar Bozukluk

  • Antisosyal Kişilik Bozukluğu

  • Anoreksiya

  • Alkol Bağımlılığı

  • Aile İçi İletişim Sorunları

  • Ruh Sağlığı

MAKALELER

EXPERTISE
Öfke Nedir? Nasıl Yönetilir?
Kadınlarda Görünen Cinsel İşlev Bozuklukları Ve Nedenleri
Takıntılarınızı Kontrol Altına Almanın Yolları

Öfke; diğer duygular gibi son derece doğal,evrensel ve sağlıklı ifade edildiğinde yapıcı bir duygudur.Olumlu ve olumsuz her duygu gibi öfkenin de bir ömrü vardır ve bu ömrü tamamladığında etkisini kaybeder.Ancak öfke kontrolden çıkıp yıkıcı hale dönüştüğünde; okul, iş hayatı, kişisel ilişkiler ve genel yaşam kalitesinde sorunlara neden olabilir.Öfke bir buz dağının görünen yüzü gibidir.Altında birçok duyguyu barındırabilir.Genellikle buz dağının görünmeyen yüzü,görünen yüzünden çok daha büyüktür.Altında yatan duygularımız; kızgınlık. haksızlığa uğramak, değersiz hissedilmek vb. duygular olabilir.Öncelikle duygularımızın farkına varalım. Öfkenin anatomisinde bağırma, hakaret etme, kötü sözler kullanma gibi sözel saldırılar olabileceği gibi; davranışsal anlamda fiziksel saldırılar da olabilir. Bunlar ne kadar doğru? Yani her öfkelendiğimiz de sözel veya fiziksel olarak saldırıya mı geçmeliyiz? Elbette hayır. Bunlar öfke yönetiminde sorun odaklı yaklaşımlardır ve çözümden uzaktır. Beynimiz; öfkelendiğiniz kişinin kendimize bir saldırı yaptığını algılar. Ve adrenalin hormonu salgılar. Enerjimizde artış meydana gelir. Bu nokta da öfke kontrolünün alt öncüllerini adım adım hayata geçirmek, öfkemizi yönetebilmemiz için önemlidir.

 

Öfkemizi nasıl yönetebiliriz?

·Öfkeli olduğunu fark etmek ve kabul etmek: Birçoğumuz gün içerisinde yaşadığımız duyguları fark edemeyebiliyoruz. Ancak bunu fark ve kabul ettiğimizde onunla baş edebilmek için ilk ve en önemli adımı atmış oluruz. Kendinize “Şuan kendimi öfkeli hissediyorum.” demeniz güzel olacaktır. Bunu fark etmeniz ve kabul etmeniz açısından güzel olacaktır.

·Zaman istemek ve bulunduğunuz ortamı terk etmek: “Şuan kendimi öfkeli hissediyorum. Sakinleşmem için bana biraz zaman tanır mısın?” deyiniz ve bulunduğunuz ortamı bir süreliğine terk ediniz. Bunu yapmanız öfkelendiğiniz durumun alevini alacak ve zihninizi kısmen dağıtacaktır. Eşinizle ya da başka birileriyle yaşamış olduğunuz öfke probleminde karşı taraf sizin öfkeli olduğunuzu bilecek ve sakinleşmeniz için sizden zaman istediğinizi bilecektir.

·Nefes egzersizleri: Burnumuzdan derin nefes alıp en az 5 sn. tutarak ağımızdan yavaşça vermemiz bizi kısmen rahatlatacaktır. Bunu birkaç defa yapınız. Sakinleştiğinizi düşünene kadar da yapabilirsiniz.

·Komik ve sizi neşelendiren şeyler düşünmek: Öfkelendiğiniz durum ile alakalı komik ve sizi neşelendireceğine inandığınız bir durum kafanızda belirleyiniz. Bunu düşünmek öfkeli ruh halinizi, daha rahat olacağınız ve eğleneceğiniz bir ruh haline bırakacaktır. Belki de kasılan vücudunuz kendisini rahat bırakacaktır. Eğer komik ve eğlenceli bir durum bulamıyorsanız, o an sizi eğlendirebilecek bir şey izleyebilir ve bu durumu böylelikle yönetebilirsiniz. Öfke ile beraber gerginleşen ve kasılan vücudunuz, gülerek ve eğlenerek sakinleşeceği ve gevşeyeceği bir alana kendisini bırakacaktır.

·Fiziksel aktivite yapmak: Öfkelisiniz ve yukarda ki üç öncülü de yaptınız diyelim. Fiziksel aktivite ile bu olumsuz enerjinizi, vücudunuzu yorarak sağlıklı hale getirebilirsiniz. Yürüyüş, koşu, spor vs. yapabilirsiniz. Böylelikle öfke ile gelen adrenalin hormonu, yerini fiziksel aktivite ile beraber mutluluk hormonu olan endorfin ve serotonin hormonlarına bırakacaktır.

·Kendinizi sorgulayın: Öfke duyduğunuz şeyin altında kendi duygularınız olabilir. Olumsuz duygularınız sizi öfkelendirdiğini fark etmeniz ve kabul etmeniz öfkenizi yönetebilmenizde önemli bir adımdır. Öfke duygunuz sizden kaynaklı olabilir. Bu konu da yukarıda ki öncülleri uygulayınız ancak kendinizi sorgulama da yetersiz kalmanız halinde veya öfkenizi yönetememe ve ciddi sorun teşkil ettiğini düşündüğünüz anda bir uzmandan yardım isteyiniz.

·Çözüm odaklı yaklaşmak: Sizi bir durum öfkelendirdi ve yukarda ki öncülleri yerine getirdiniz diyelim. Ancak bu kişiyle konuşarak uzlaşmanız gerekebilir. Böyle durumlarda sorun odaklı yaklaşmanız yukardakilerin boşuna yapılması anlamına gelecektir. Problem var ve çözüme kavuşması gerekiyor. Çözüm odaklı yaklaşmanız öfkenizi yönetmekte önemli bir adımdır.

·“Ben” dili kullanmak: Öfke de iletişimimiz hemen bozuluyor. Suçlayıcı konuşmalar meydana geliyor. Ancak bu sorunun çözümü değildir. Sen dili konuşmak yerine ben dili konuşmak makul ve sağlıklı bir iletişim dilidir. Sen dili şunu söyler. Sen bana bunu dedin, sen şuraya gittin, sen şöyle yaptın. Bakınız hepsi suçlayıcı ifadelerdir. Ben dilinde ise örneğin “Sen böyle yaptığın da kendimi değersiz hissediyorum.” Burada ki mesaj nedir? Belki ben yanlış hissetmiş olabilirim, bunu düzeltmek ister misin? O mesajı karşınızdakine vereceksiniz. O kişiye hislerinizden bahsederseniz o kişiyi sinirlendirme ihtimaliniz azalır.

 

Diğer durumlarda var tabi ki. Karşı tarafı dinlemek ve kabul etmek, özür dileme erdemi göstermek, empati yapabilmek vb. Bunlarda öfke yönetiminde yapıcı tutumlardır. Empati yaptığınızda karşı tarafı anlayabilmek için onun perspektifinden olaylara bakabiliyor olursunuz. Bu durum karşı tarafı anlamak anlamına gelecektir. Özür dilemekte çok önemlidir. Freud bu durum hakkında şu aforizması oldukça kritiktir. “Özür dilemek sizi haksız olduğunuz anlamına gelmez. Karşı tarafa verdiğiniz değerin, egonuzdan daha yüksek olduğu anlamına gelir.” der. Öfke durumunda tüm bu alt teknikleri uyguladığınızda olayı tamamen berraklaştırmış olursunuz. Ve yıkıcı bir duygu gibi görünen öfkeyi çok doğru yöneterek yapıcı bir duyguya dönüştürebilirsiniz. Dolayısıyla krizi fırsata çevirmek oldukça önemlidir.

 

Öfke ve yönetiminde önemli olan adından da anlaşılacağı üzere öfke duymamak değildir. Önemli olan öfkemizi nasıl ve ne kadar yönetebildiğimizdir. Bütün bu teknikleri öğrendiğinize göre şimdi bunları uygulama zamanı. Öfkenizi yönetememe durumda bir uzmandan yardım alabilirsiniz.

Kadınlarda Cinsel İşlev Bozukluklarını değerlendirilirken, özellikle yaşanılan ilişkinin cinsellik dışı boyutları da göz önünde bulundurulmalıdır. Esiyle mutsuz olan, istemeden evlendirilmiş olan, eşinden psikolojik, fiziksel veya duygusal olarak şiddet gören, aldatılan, esi tarafından anlaşılmadığını hisseden ve esi ile cinsellik dışında başka bir paylaşımı olmayan, ilişkiden beklentileri karşılanmayan kadınlarda oldukça sık görülür.

Ayrıca cinsellik hakkında tecrübesizlik,abartılmış ilk gece hikayeleri,travmatik cinsel yaşantılar,kızlık zarı ile ilgili korkutucu anlatımlar, eşler arası uyumsuzluk,değerli hissedilmeme,ilişkisel problemler gibi daha birçok neden belirtilmiştir.

Kadınlardaki cinsel işlev bozuklukları şu şekilde tanımlanmaktadır;

Kadında Cinsel Uyarılma Bozukluğu:
Kadınlarda cinsel uyarılma bozukluğu, cinsel birleşmenin rahat bir şekilde gerçekleşmesi için gerekli olan vajinal ıslanmanın sürekli ve yineleyici bir biçimde yetersiz olması durumudur. Bu bozukluk, kişilerde sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olmaktadır.

İnhibe Kadın Orgazmı:
Kadınlarda orgazm bozukluğu, normal bir cinsel uyarılmayı izleyerek orgazmın sürekli olarak gecikmesi ya da yokluğu olarak tanımlanmaktadır. Orgazm sorununun daha çok çiftlerin orgazm ile ilgili bilgi ve beklentileriyle, erkeğin kendi gücünü ve performansını sorgulama tutumuyla oluşabildiği gözlenmektedir.

Orgazm bozukluğu yaşayan bayan ise, aynı geç boşalan erkek gibi, orgazm refleksini serbest bırakma konusunda çeşitli derecelerde problem yaşamasına rağmen cinsel açıdan isteklidir.

Kadında cinsel uyarılma bozukluğu tanısının konulabilmesi için kadınlarda rahat bir cinsel birleşmeye olanak tanıyan vajinal ıslanmanın sürekli olarak yetersiz olması gerekmektedir. Ayrıca klinisyenin, kadının yaşı, cinsel deneyimi ve aldığı cinsel uyarıların yeterliliği açısından baktığında orgazm olma yetisinin beklenenden daha az olduğu yargısına varması temeline dayanmalıdır. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olmaktadır.

Bu bozukluğun önemli psikolojik nedenleri arasında tutucu değer yargıları, suçluluk duyguları, cinsel travmalar, yetersiz cinsel bilgi ve deneyim, duygusal hazırladığının ya da eşle olan duygusal iletişimin yetersizliği, yetersiz ön sevişme ve cinsel uyarı, eşteki erken boşalma ya da ereksiyon güçlüğü nedeniyle yetersiz cinsel birleşme süresi sayılabilir.

Kadındaki orgazm bozukluğu, yaşamın önceki dönemlerinde yokken sonradan da ortaya çıkabilir. En sık rastlanan nedenleri arasında, eşler arası uyumsuzluk, evlilik içi sorunlar, cinsel travma, çeşitli jinekolojik ve sistemik hastalıklar, kullanılan ilaçlar, alkol ya da uyuşturucu madde kullanımı.

Kadın cinsel uyarılma bozukluğu tüm cinsel yakınmalarla başvuran kadınlar arasında %20-35 oranında saptanmıştır. Otuz yasından sonra daha sık rastlandığı söylenmekle birlikte en çok 50-59 yasları arasında görülmektedir. Uyarılma fazıyla ilişkili işlev bozukluğu olan kadınlarda sıklıkla orgazm sorunları da bulunmaktadır ve görece mutlu evli çiftlerden oluşan bir grupta kadınların %33’ünün cinsel heyecanı sürdürmede zorluk yasadıkları bulunmuştur. Cinsel uyarılma bozukluklarının nedenleri arasında performans korkusu ve ‘kendini seyretme’ davranışı önemli bir etkendir.

Disparoni (Ağrı bozukluğu):
Cinsel ağrı bozukluğu, cinsel ilişki öncesi, sırasında ya da sonrası sürekli ya da yineleyici bir genital ağrının olması olarak tanımlanmaktadır. Disparoni tanısının konulabilmesi için ağrının, vajinal ıslanma eksikliğinden veya vajinismustan kaynaklanmıyor olması gerekir.

Kadınlarda ağrı vajen girişinde hissediliyorsa etiyolojide uyarılma eksikliği, hafif bir vajinismus durumu, vajinal enfeksiyon ve bartholini kisti gibi nedenler araştırılmalıdır. Eğer ağrı cinsel birleşmenin süresi uzadıkça azalıp kayboluyorsa uyarılma eksikliğine bağlı olduğu ortaya çıkmaktadır.

Vajinismus:
Erkeklerde benzeri bulunmayan, kadınlara özgü bir sorun olan vajinismus, vajina girişini koruyan kaslar, herhangi bir penetrasyon girişiminde bulunulduğunda spazmodik tepki vermeye şartlanmıştır. Bu bozukluk bu yüzden cinsel birleşmeyi imkânsız kılar.

Vajinismus, vajinanın dış üçte birindeki kaslarda birleşmeyi engelleyecek biçimde, sürekli ya da yineleyici istem dışı kasılmalar olarak tanımlanabilir. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da eşler arasında sıkıntıya neden olmaktadır.

Bu kasılma istemsiz, yani kadının bilinçli kontrolü dışında gerçekleşen bir kasılmadır. Bu kasılmaya tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması, adeta bir kitlenme, korku, cinsel birleşmeden kaçınma, girişin olmayacağı inancı eşlik eder. Nadiren, cinsel birleşme olmaktadır ancak kasılma sürdüğünden, cinsel birleşme ağrılı ve sıkıntılıdır. Vajinismus, genellikle cinsel yaşamın, daha doğrusu cinsel birleşme denemelerinin başlamasıyla birlikte, çok daha seyrek olarak ise jinekolojik muayene, kürtaj, zorlu ya da komplikasyonlu geçen doğumlardan veya benzeri deneyimlerden sonra gelişmektedir.

Bu sorun kadının hem kendi kadınlığında eksiklik olduğunu düşünmesine hem de eşine karşı suçluluk hissetmesine neden olur. Erkek de, eşine karşı öfke duyabilir, ya da istenmeme, reddedilme olarak yaşadığı için kırgınlık, ereksiyon güçlüğü yaşayabilir. Bazen eşlerin bekaret konusunda şüphe duymalarına neden olabilir. Sıklıkla adli olaylara, boşanmaya, tecavüz girişimi ya da fiziksel şiddet davranışlarına neden olur.

Cinsel İstek Azlığı:
Genel olarak, kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir. Hatta ülkemizde, kadınlar arasında en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Bunun en temel nedeni, cinsellik ile ilgili mitlerin yaygınlığıdır. Toplumumuzda, cinselliğin, yalnızca erkeklere özgü olduğu, erkeklerin cinselliği istemeye, ondan zevk almaya ve doyuma ulaşmaya hakkı olduğu şeklinde yaygın bir inanç bulunmaktadır. Bu inanca göre, cinsellik kadınlar için bir "haz" ve "doyum" aracı değil bir "görev" dir .

Genel isteksizlik yaşayan bayan, aynı ereksiyon sorunu çeken erkek gibi genel uyarıma tepki vermez, yani ıslanma ve genital vazokonjesyon belirtilerini göstermez.

Tedavisi var mıdır?

Öncelikle ilk değerlendirme için cinsel işlev bozuklukları konusunda deneyimli bir jinekoloji uzmanına başvurulmalıdır. İlk değerlendirme sorunun psikolojik, ilişkisel, duruma bağlı ya da fiziksel kaynaklı olup olmadığını ayırma açısından oldukça önemlidir. Cinsel İşlev Bozukluklukları fizyolojik bir neden bulunamadıysa Cinsel Terapi yöntemi ile tedavi edilebilmektedir.Cinsel terapi, cinsel soruna (cinsel işlev bozukluğu) odaklı psikoterapötik yaklaşımlar içerir. Bilgilendirme, yanlış inanışları düzeltme amaçlanır. Her cinsel işlev bozukluğuna özgü özel teknikler öğretilir. Süresi, ortalama 1-4ay arasında olmaktadır. Çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilmesine karşın, haftada en az bir görüşme yapılması idealdir.

Daha önce kontrol ettiğimiz bir şeyi neden tekrar denetlemek isteriz?

Bazı düşünceleri başka birşeye odaklanmaya çalışsak da neden kafamızdan atamayız?

Bu tip düşünce ve davranışların ne kadarı 'normal' ne kadarı zararlı sayılır?

 

Bir çoğumuzun günlük hayatında hassas davrandığı ve belkide davranışlarımızı defalarca kontrol ettiğimiz anlar yaşanmakta.

Aynı zamanda bazı düşünceler bizi bir takım davranışları sergilemeye itebiliyor.

 

Başkasının evindeki veya kullandığı tuvaleti kullanmak hijyenik midir?

 

Ütünün fişini çektim mi?

 

'Ölüm' kelimesini duyduğunuzda, içinizden beş kere 'hayat' demezseniz, birinin öleceği hissi...

 

Evi /arabayı kilitledim mi?

 

Bu tür düşüncelerin, hissiyatların olması ve kaygınızı artırarak günlük rutininizi engellemesi Obessif Kompulsif Bozukluğa işaret edebilir.

 

Günümüzde OKB'nin neden ortaya çıktığı kesin olarak belirlenmemiş olsa da bu konuda nasıl yardım alabileceğimiz ile

ilgili harita gün geçtikce daha net belirleniyor.

 

İstenmeyen düşünceleriniz ile igili korkularınızdan kurtulabilirsiniz ve kaygılarınızı azaltabilirsiniz.

 

İlk olarak tekrarladığımız davranışlarımızı ve zorla aklımıza giren düşüncelerimizi tanımalıyız ve kabul etmeliyiz ki

bunlar ile nasıl baş etmemiz gerektiğini öğrenelim.

 

Peki ne zaman tedavi edilmeli?

Bir çoğumuzun takıntılı düşünceleri ve davranışları vardır,fakat bunları tehdit edici ve zarar verici olarak algılamayız.

Bu tip düşünceleri anlamlı,zarar veren,tehlikeye işaret eden ya da tepki vermemizi gerektiren dürtüler olarak kabul edersek,

ve günlük işlevimiz bu sebepten dolayı aksar ise bu konuda yardım almamız gerekir.

 

Eğer Düşünceleriniz;

-zorlayıcı şekildedirlerse (zihninizde aniden ve kasıtsız oluşması)

-istenmeden ortaya çıkıyor ise (ciddi şekilde rahatsızlık vermesi)

-kontrol edilemiyorlarsa (düşünceler ve takıntılar üzerinde hakim olunamıyorsa)

-benliğinize yabancı ise (takıntılar ve düşünceler sizin kişilik yapınıza aykırı olması)

-dirençlilerse (düşünceniz sonrasında bir davranışı sergilemek zorunda hissediyor olmamıız) takıntı olabilirler.

 

Bu düşüncelerin şiddeti ve sıklığı takıntılarınızın olup olmadığı konusunda belirleyici unsurlardır.

 

Obessif düşüncelerin içeriği genel olarak bu alt noktalarda toplanabilir:

 

1) Temizlik ile ilgili düşünceler

 

2) Cinsellik ile ilgili düşünceler

 

3) Dinsel ve Dini kötüleyen düşünceler

 

4) Etrafına Zarar verebilme düşüncesi

 

5) Karar almada güçlük ve şüphecilik

 

6) Simetri /Düzen ile ilgili düşünceler

 

7) Yanlış bir şey söyleme veya yapma düşüncesi

 

Bu özellikleri içeren düşüncelelere sahip iseniz ,bunları erken farkederek ve doğru desteği alarak bunlardan kurtulabilirsiniz.

Unutmamalıyız ki bu takıntılar ve zorlantılar ile ilgili sorunlarımız bir günde başlamadı ve bir günde tedavi edilemez.Fakat doğru tedavi yöntemi ve sizin bu tedaviye inancınız ile bu sorun ile yaşamaktan kurtulabilirsiniz.OKB yi iyileştiren sihirli bir ilaç yoktur.İlaç tedavisi ile takıntılarımızın ve zorlantılarımızın sıklığını ve şiddetinizi azaltabiliriz.Ancak Bilişsel Davranışcı Terapi yöntemi ile hayat boyu kullanabileceğiniz beceriler öğretilebilmektedir.OKB tanısında en etkili tedavi yöntemi İlaç+Psikoterapi dir.

CONTACT
bottom of page